Selim İleri’nin Kaleminden Fassbinder’in “Diğerlerinin Adı Ali” Oyunu

Yazan: Rainer Werner Fassbinder
Çeviren: Sibel Arslan Yeşilay
Yöneten: Serra Yılmaz
Sahne Tasarımı: Figen Yazıcı
Giysi Tasarımı: Duygu Türkekul
Işık Tasarımı: Özcan Çelik

OYUNCULAR:
Celile Toyon, Can Başak, Alev Oraloğlu, Zümrüt Erkin, Hüsnü Demiralay, Esin Eden, Sevil Uluyol, Tanju Tuncel, Funda Özcan, Bercis Fesci, Melike Altınbaran, Altay Özbek, Caner Bilginer, Hakan Arlı, Zeki Yıldırım, Mehmet Asa, Turgut Arseven, Ayça Telırmak, Naci Taşdöğen, Savaş Barutçu-Serdar Duman, Hülya Aslan, Ilhan Kilimci.

İstanbul Şehir Tiyatroları, 1998 

“DİĞERLERİNİN ADI ALİ” 

Selim İleri, 17.02.1998, Cumhuriyet 

Şehir tiyatroları’nda “Diğerlerinin Adı Ali” başlayalı epey oldu. Bir türlü denk düşürüp izleyememiştim.

Oysa bir an önce ‘görmek’ istiyordum. Fassbinder’in ‘senaryo’sundan oyun çıkar mı, öncelikle bunu merak ediyordum.  Sonra oyunu kotaranlar arasında arkadaşlarım vardı., onların çabalarını merak ediyordum.

“Diğerlerini Adı Ali”yi işte epey sonra geçenlerde izleyebildim.

Rainer Werner Fassbinder çok sevdiğim bir yönetmendi. Hemen hemen bütün filmlerini izlediğimi sanıyordum. Yanılıyormuşum. Oyunun tanıtmalığından öğrendiğime göre elli filme imza atmış Fassbinder.  Üçte birini izlemiş olmalıyım.

Bununla birlikte melodramdan yola çıkan, melodramı bir yandan da hemen çarpıp tuzla buz eden o Fassbinder dünyasını iyi kötü sezinlediğimi sanıyorum.

Sözkonusu dünya “Diğerlerini Adı Ali” de de hemen duyumsanıyor:

Faslı bir iki işçinin devam ettiği, ikinci, üçüncü sınıf bir bar. Barda hayatlarından bekleyecekleri pek bir şey kalmamış, düşkün bir iki kadın. Yağmurlu bir akşamüstü bara yaşı altmışa yakın bir başka kadın çıkagelir. Adı Ali değil Salem olan Faslı delikanlıyla bu çökkün kadının dans sahnesi melodramın bütün büyüleyiciliğini karşımıza çıkartacaktır.

Fakat hemen ardından yaşamın olanca iticiliğine biz izleyicileri fırlatıp atarak.

Artık melodram bitmiştir. Şimdi altmışlık Emmi’yle Salem’in bir sevgi-şefkat- dayanışma-aşk dünyası kurup kuramayacakları, hangi tehditlerden geçecekleri, hangi siyasal ya da törel değerlerle (değersizliklerle) boğuşacakları adım adım saptanabilir.

İlişki, iletişi arayışı daha baştan gözü karadır. Öyle ya, genç, sağlıklı, yakışıklı Faslıyla saçları ağarmış, omuzları çökmüş, yüzü kırışmaya koyulmuş, üstelik ‘jigolo’ besleyecek parası da olmayan  Alman kadının buluşma noktaları ne olabilir ki…

Ama Fassbinder sevginin ve şefkatin mucizesine inandığından, bu tuhaf, aykırı, bazılarımız… ne yazık ki birçoğumuz için irkiltici bir aşka bizi de inandırıyor. Emmi’yle Salem’in yaşayabilecekleri yere kadar, acıda ve kıvançta birlikte yaşamalarını gönülden ister hale geliyoruz

Gelgelelim önce ‘düzen’ itiraz ediyor, derken konu komşu, iş çevresi, aile, bakkal çakkal. Hırpalayışlar, çirkinleştirmeler, yok etme eylemleri arasında Alman kadınla Faslı delikanlı da birbirilerinden kopma noktasına sürükleniyorlar.

Günümüzün iletişimsiz, yalnız kılıcı dünyasında epey örneği, en azından düşlerde epey örneği olan bu mutsuz birliktelik öyküsü b,r yıkımla mı noktalanacak diye artık soluk soluğa “Diğerlerinin Adı Ali”yi izliyorsunuz.

Serra Yılmaz, ilk kez yönetmen konumunda. İlk kezliğine karşın üslubu olan bir yönetmenle yüz yüze geliniyor. Oyucularını ölçülü bir ağırlaştırıcılıkla oynamaya yönlendirmiş. Yer yer gerçek hayatın saniyeleri , dakikaları yaşanıyor. Bu tutum Serra Yılmaz’ın farklı üslubunu belirlemiş.

Sibel Arslan Yeşilay’ın duru, tiyatroda ille konuşma dilimizin gerekliliğine inanmış çevirisiyle oynanan eserdeÖzcan Çelik’in ışık tasarımı da etkileyici oluyor.

Gelelim oyunculara: başta ister istemez Celile Toyon’la Can Başak.  İlki yılların, belki de çok hakkı yenmiş, gerçek bir duygu ustası. İkincisi tiyatro sanatını ne kadar ciddiye aldığını  gitgide kanıtlayan genç bir aktör. Yan yana gelişleri, hele bazı sahnelerde yetkinliğe erişiyor.

Ama onlar ölçüsünde irili ufaklı rollerini başrol kimliğine dönüştürebilen başka oyuncuların katkısını unutmamak gerekir.

Bar sahibesinde Alev Oraloğlu’nu çok sevdim; doğrusu Alev Oraloğlu’nun da hakkı yenmiş bir oyuncu olduğunu ileri süreceğim.

İlk kez izlediğim Melike Altınbaran, yarın için çok şey söz veriyordu.

Nihayet Esin Eden, Sevil Uluyol, Tanju Tuncel, Funda Özcan, Bercis Fesci, Caner Bilginer, Hakan Arlı, Mehmet Asa, Turgut Arseven, Ayça Telırmak, İlhan Kilimci, hepsi oyunu ‘yaşatmakta’ ustalık gösterdiler.

Aralarında Esin Eden, Sevil Uluyol, Tanju Tuncel gibi Bercis Fesci, Turgut Arseven gibi yıllarını tiyatroya adamış bu kişilerin, Türkiye’de tiyatro sanatını hala ayakta tutuyor oluşuna kimbilir ne  derin  emekleri geçiyor. 

Bu yazı Çeviriler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir