Modern insanın ritüele dönüşü

BAY KOLPERT
David Gieselmann
çeviren Sibel Arslan Yeşilay
Mitos Boyut Yayınları
2008, 64 sayfa.

İlkel zamanlarda  kaostan kozmosa ulaşmak ve bilinmeyene duyduğu korkuyu yenmek için ritüelin sağaltıcı gücüne sığınan insan, modern çağa gelindiğinde yeni bir arayışa girer. Kültürel belleğin bilinç dışı evrenine itilen bu gereksinim, kentli insanın özgürleşme ya da insan olduğunu duyumsama çabası olarak karşımıza çıkar. David Gieselmann’ın, çevirisi Sibel Arslan Yeşilay tarafından yapılan oyunu Bay Kolpert  de, insan olduğunu kanıtlamak için yeniden kaosa dönmek gerektiğine inanan kentli bireyleri konu eder. Beraber yaşayan Sarah ve Ralf’ın oturma odasında geçen oyun, sırf eğlence olsun diye akşam yemeğine davet edilen Edith ve Bastian Mole çiftinin gelişiyle ivme kazanır. “İçeri geçin, şöyle buyurun, şurada ceset var da…”  diye başlayan ve gerçek olup olmadığı oyun boyunca merak unsuru olarak kullanılan cinayet hikâye-sinin kahramanı, Sarah ve Edith’in aynı işyerinde beraber çalıştıkları sessiz, sıkıcı, silik tip Bay Kol-pert’tir. Cesedin odanın ortasında duran sandıkta olduğunu söyleyen Sarah ile Ralf, Edith ve Bastian’a yaptıkları şakanın etkisiyle eğlenmeye çalışırlar.
Akşam yemeği için sipariş verilen pizzayı beklerken sandıktan gelen tıkırtılar yüzünden, şakanın gerçek olup olmadığı şüphesi ikiye katlanır. Avcı-av-kurban üçlüsü üzerine kurulu olan oyunda hedef, insanın kendisidir. Doğanın bir parçası olduğunu unutan insanın yaşadığı kent, bedeni duyarsızlaştırmış, kişiyi çekingen ve bıkkın kılmış, bu durumun vardığı nokta da insanın insan olduğunu duyumsaması için yine insanı hedef alması olarak belirmiştir. Bay Kolpert, modern bireyin yeni avı, dış dünyanın temsilcisi olan Pizzacı, oyunun kurbanı, Sarah, Ralf ve Edith ise avcıdır. Bastian ise özgürleşme çabası gösteren oyun kişileri için bir araca dönüşendir. Mimar olan Bastian’la kaos araştırmacısı Ralf’i karşı karşıya getiren yazar, bir yanda düzen kurmaya çalışan, diğer yanda ise kurulu düzen içindeki kaosu araştıran iki farklı yapıyı çatışmanın merkezine koyar. Gieselmann’a göre modern insanın eğlenmesi, ritüelistik bir sağaltıma ulaşması ya da insan olduğunu yeniden duyumsaması kaos ortamına koşulludur. Ritüelin yeni mekânı, ilkel devirlerdeki gibi ateşin etrafı değil, ortada bir sandık bulunan oturma odasıdır. Mekân yaratan mimar Bastian, insülin iğnesine mahkûm bir şeker hastası olarak ‘düzen’in de sağlıklı olmadığını çağrıştırır. Kaos araştırmacısı Ralf ise düzenli görünen bir bütünü parçalara ayırıp yeni bir düzen sağlamayı amaçlar.
Alman yazar David Gieselmann da toplumsal kaosun içinde yitip gitme tehlikesiyle mücadele
eden kentli bireylerin durumunu kara bir mizahla sahneye taşır.
Bay Kolpert, 23 Kasım’2008de  garajistanbul’da düzenlenecek okumasıyla İstanbul seyircisiyle buluşacak.
MÜŞERREF ÖZTÜRK ÇETİNDOĞAN, Radikal, 14.11.2008

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir