Kadınlar Savaş Komedi Şehir Tiyatroları’nda

Kadınlar.Savaş.Komedi Şehir Tiyatroları’nda!  

Neden oynamalı: ölülere rahat vermemek için

 yaşayanlara rahat vermemek için

 halsiz bir toplumu korkutarak derin uykusundan uyandırmak için…

İmdat, yaşıyorum!

Thomas Brasch

 

KADINLAR.SAVAŞ.KOMEDİ

Yazan : Thomas Brasch
Çeviren : Sibel Arslan Yeşilay
Yöneten : Ekip Çalışması
Dramaturg : Sinem Özlek
Işık tasarımı:Murat İşçi

Hareket Düzeni: Senem Oluz

Sahne Uygulama : Sırrı Topraktepe
Kostüm Uygulama: Onur Uğurlu

Oynayanlar

Klara’yı Canlandıran Oyuncu/ Pandaros:Berna Adıgüzel
Rosa’yı Canlandıran Oyuncu/ Pandaros: Selin Türkmen

Suflör Sesi: Engin Alkan

Oyun günleri: Şubat Ayı: 9-10-11-12-13 Şubat 16-17-18-19-20 Şubat 2011

Fatih Reşat Nuri Sahnesi Gişe Tel: 0212 5265380


SAVAŞ ALANINDA KADINLAR
Sibel Arslan Yeşilay

“Kadınlar. Savaş. Komedi”, ‘erkek işi’ savaşı kadın gözüyle yansıtan, savaş karşıtı bir oyun. Barış, bir sonraki savaştan önce bir dinlenmedir. Savaş her zaman vardır. Kadınlarınsa savaş alanında erkeklerinden başka kaybedecekleri hiçbir şeyleri yoktur.

“Kadınlar. Savaş. Komedi” eleştirmen Rolf Michaelis’e göre “lirik monolog biçiminde bir oyun, epik tiyatro biçiminde bir dönem eleştirisi, tiyatro oynamanın olanakları üzerine düşünmemizi sağlayan bir yaşam öyküsü, kısacası günümüz için yazılmış bir tiyatro oyunudur. Brasch’ın ‘oyun’unda öfkenin diliyle dünyamız, bilincimiz, her şey yıkılıyor ve çılgın bir konuşma çağlayanıyla yeniden kuruluyor.”
Oyunun odak noktasında iki çamaşırcı kadın yer alır: Rosa ve Klara. İki kadın Birinci Dünya Savaşı’nın ortasında, Rosa’nın kocası Johannes’i aramaya çıkarlar. Savaş iki kadını çeşitli yolları denemeye zorlar, zevk ile ölüm arasında gidip gelen çeşitli oyunları oynamayı sürdürürler. Rosa ile Klara kendi öznel yaşam öykülerinin peşine düşerler ve küçük bir çamaşırhane oyunda iki kadının değişik rollere büründükleri evrensel bir deney alanına dönüşür.
Düz bir çizgide gelişen dramaturjik yapı kurmaktan kaçınan Thomas Brasch, oyuna tarih, edebiyat ve masal dünyasından irkiltici sahneler monte eder. Shakespeare, Brecht, Heiner Müller’den alıntılar ve çeşitli mitoloji kahramanlarına göndermelerle gerçek ile imge dünyasının birbiri içinde eridiği, komik ve trajik unsurların iç içe geçtiği yoğun yapı kurar.
Kendi kişisel gerçeklerini uç noktasına kadar yaşayan iki kadın, oyunun ortasında cinsiyetlerini ve yaşamöykülerini değiştirirler. Böylece birbirinden farklı bakış açısından görürüz aynı olayları. Savaş her zaman kendine kurban arar. Bir süre sonra da bu duygular cehenneminden kim sağ çıkacak sorusu beliriverir.
“Kadınlar. Savaş. Komedi” savaş karşıtı bir kadın oyunu. Cani erkeklerse bu oyunda ya Suflör gibi yardımcı rolde ya da Pandaros gibi yaşlı bir deli olarak yer alıyorlar.

Bir şiirinde şöyle yazar Thomas Brasch: “Neden oynamalı: ölülere rahat vermemek için/ yaşayanlara rahat vermemek için/ halsiz bir toplumu korkutarak derin uykusundan uyandırmak için… İmdat, yaşıyorum!”

“OYUN”UN HİKAYESİ;

Bir “Genç Tiyatro” projesi olarak, ikisini sahnede izleyeceğiniz dört kadınla yolculuğuna başlayan; tasarımcıları, teknik ekibi ve destek verenleriyle kalabalıklaşarak seyirciye ulaşan “Kadınlar. Savaş. Komedi”; koca bir savaşın tarihi ve başkalarının kirli çamaşırları arasında kaybolmuş iki kadına hikayelerini anlatacak bir oyun alanı açmak üzere yola çıktı.

Savaşları çıkartan, “kahraman” ya da “suçlu” nun kim olduğuna karar veren, “güzel”, “çirkin”, “doğru”, “yanlış”, “ahlaklı”, “ahlaksız” gibi tüm kavramların tanımlarını yapan, kısaca kişisel ve toplumsal tarihlerimizi kurgulayan “erk-ek düşüncesi”ni var edenin sadece erkekler olmadığının ispatı olarak, tüm rollerin kadınlar tarafından oynandığı bu oyun alanında kahramanlarımız Rosa ve Klara; hem yargılayan hem suçlu, hem kurgulayan, hem oyuncu olarak yerlerini aldılar.

Savaş alanını, sadece savaşın kendine özgü yıkıcılığından ötürü değil, aynı zamanda iki kadının hikayelerini anlatacakları oyun alanını; somut olarak kuralları erkekler tarafından belirlenmiş “erkek işi” bir oyunun alanına çevirdiği için önemsedik.,

Kadınlar arası bir güzellik yarışından ve erkeklerin en güzel kadını elde etme kavgasından çıkmış bir savaş olarak kitaplara geçen Troya Savaşı’ndan çıkıp, kadınların hikayesinin orta yerine dalan ve kendi hikayesini anlatmak için bile bir suflöre ihtiyaç duyan Pandaros pek çok şeydi; ama bizim için en çok da ihtiyaca göre şekilden şekle giren nisyan ile malûl tarih bilincimizin cisimleşmesi.

Ezberlenmesi gerekeni hatırlatan Suflör-oyunumuzun yegâne gerçek erkeği-; perde arkasında kimliksiz bir ses olarak kaldı ve kendi korunaklı yerinden hiç ayrılmadı.

Bizce Rosa’nın I. Dünya Savaşı sırasında geçen “gerçek” hikayesi, onu “ahlaksızlık” olmakla yargılayan, buna şahitlik eden arkadaşı Klara”nın, başka bir zamanda başka bir çamaşırhanede, bu kez “yargılanan” rolünü oynayabilmesi, “gerçek”leri, “anlatı”lar arasında bulanıklaşan bu iki kadın hakkında, gözden kaybedilmemesi gereken şeylerdendi.

“ Genç Tiyatro” oyun kurmak için özgür bir alan, Thomas Brasch’ın klasik metin yapısından hayli uzak, boş alanlarla dolu oyunu “Kadınlar. Savaş. Komedi” de; tanıdık bir hikaye verdi bize. Biz bir oyun oynadık, hep birlikte, oyunu kimin kurduğu ile ilgilenmeden.

Oyunu kuran biz miydik? Anlatıldığı gibi miydi hikayelerimiz? Gerçeği, bizi masum kılacak hikayelere çevirmezsek hayatta kalabilir miydik?…Bunun yanıtını hayatta aramayı seçtik.

Sinem Özlek

http://www.facebook.com/?ref=home#!/group.php?gid=114104215294732

http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1451

Bu yazı Çeviriler, Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir