BİR ÖLÜMÜN TOPLUMSAL ANATOMİSİ

 BİR ÖLÜMÜN TOPLUMSAL ANATOMİSİ

HAYDAR HAYDAR!

Sibel Arslan Yeşilay

 

     Büyülü bir dünyadır sahne. Bir insanın  yaşamı boyunca başına gelmeyecek olaylar iki saat boyunca sahnedeki kahramanın başından geçebilir. İhtiraslar, kötülükler, acılar, sevinçler bir anda gözünüzün önünde geçit yapıverirler. Harikulade düşlere dalabilir, kapkara kabuslara tanıklık edebilirsiniz. Günlük yaşamın hay huyu içinde gözden kaçırdığınız kimi ayrıntılar içinizi acıtabilir. Olaylara bambaşka bir gözle bakabilirsiniz salondan ayrılırken. Bir sözcük, bir hareket ya da  bir sahneyi taşırsınız dışarıdaki  dünyaya. 

    Sezon boyunca sahnelenen yapımları kaçırmamaya çalışan biri olarak bu duygulara her zaman kapılamadığımı itiraf etmeliyim. “Bugün tiyatroya gidin, ister ‘Oidipus’ oynansın, ister ‘Othello’ ya da ‘Gecede Davul Sesleri’ farketmez; eğer oyun sekizde başlıyorsa, sekizbuçuktan tezi yok, yüreğiniz daralmaya başlar. En geç dokuzta, artık tek şey düşünürsünüz: ,’Bitsin artık!’ .” der  Brecht bir yazısında. Ve  oyun izlerken çoğu zaman onun bu düşüncesine kapılmamak –ne yazık ki- mümkün olmuyor.

   İstanbul Devlet Tiyatrosu, Oktay Arayıcı’nın  “Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi” adlı oyununu Can Gürzap’ın rejisiyle sergilemeye başladı. Dekor tasarımı Ethem Özbora, Kostüm tasarımı Mihriban Oran tarafından gerçekleştirilien oyunda  Nişan Şirinyan, Erkan Taşdöğen, Ali Fuat Çimen, Haluk Kurtoğlu, Metin Beyen, Kemal Bekir, Murat Karasu, Burak Şentürk, Rüçhan Çalışkur,Selçuk Kıpçak, Hanife Şahin, Sıdıka Şenkan, Seval Gökçe, Levent Güner, Damla Özen rol alıyor.

   “Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi”nin Can Gürzap tarafından 1978-79 sezonunda Devlet Tiyatrosu’nda ilk sahnelenişi büyük yankı uyandırmış ve Arayıcı’ya TDK ödülü kazandırmış.

Her oyununda farklı biçimleri deneyen yazarın ‘seyirlik tragedya’ olarak nitelendirdiği oyun, yine yazarının deyişiyle “Osmanlı’nın son zamanlarından başlayarak günümüze gelen ve bu noktadan geleceğe köprü kuran panoramik bir bakış içinde, sosyo-ekonomik ve politik yapıyla, düzenle hesaplaşmadır.” 60’lı ve 70’li yılların Türkiyesi’nde toprak reformu uygulamasının yarattığı şaşkınlık ortamında işlenen bir cinayetin faillerinin araştırması üzerine kurulu oyun, üç Araştırıcı’nın yıllar önce işlenen cinayet nedeniyle tanıkları sorgulamaları, sorgulananların yıllar önce kaydedilmiş seslerinin dinlenmesi  ve anlatılan olayların sahnede canlandırılmasıyla gelişir.

Can Gürzap, metni  yazarın tüm reji direktiflerine sadık kalarak   sahneye aktarmayı seçmiş.  Bütün oyuncular sahne üzerinde yanyana dizilmiş iskemlelerde oturuyor ve sırası gelen sahne önüne gelip rolünü oynadıktan sonra yerine dönüyor. Metnin içerdiği üç ayrı düzlem –sorgulama,  kaset kayıtları ve  olayların canlandırılması- dümdüz bir biçimde verildiği için ve metnin karmaşık yapısı nedeniyle  sorgulanan insanların  söz ettikleri birçok isim ve olayın ne olduğunu kavramakta güçlük çekiyorsunuz ilk önce. Tek anlaşılan Haydar adlı birinin öldürülmüş olması. Kısa kısa sahnelerle bir episoddan diğerine geçildiği, bu geçişlerin çok yüzeysel bir şekilde halledildiği yapımın en büyük eksikliği, metin üzerinde çalışma yapılmamış olması. Olayların gelişimini anlaşılır kılacak bir çalışmaya ve yirmi yıl içinde gerçekleşen değişimler gözönüne alınarak  tekdüze ve sıkıcı olmayan bir sahneleme anlayışına başvurulmadığı için “Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi” hain ağa, kan davalı iki aşiret arasında kalan zavallı köylü kızı, çıkarcı kaymakam, işbilir avukat ve kentte ‘bilinçlenen’ temiz kalpli Haydar gibi klişe tiplerin geçidi olmaktan öte gidemeyen renksiz, soluksuz bir yapım.   

Bu yazı 1998-1999 kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir