SUZUKİ

Türkler arasında bir garip Alman

Berlin Tiyatro Festivali’ne katılan ‘Baracke’ topluluğu ‘Suzuki’ adlı oyunda, Türklerin tamirhanesine gelen bir Alman’ın yaşadığı karmaşayı anlatıyor

BERLİN – Berlin’deki Tiyatro Festivali’ne iki yapımla katılan ‘Baracke’ (Baraka) adlı tiyatroda ‘Suzuki’yi izliyorum. Sezon boyunca Alman basınında olumlu eleştiriler alan bu oyunu izlemek için birden fazla nedenim var. Birincisi, Baracke’de izlediğim yapımların her birinin etkileyici olmasıydı. İkincisi, ‘Suzuki’nin Berlin’de yaşayan genç Rus yazar Aleksey Şipenko’nun yazdığı, Almanya’da yaşayan Türklerle ilgili bir oyun olması. Sonuncusu ise yeni bir tiyatro olmasına karşın her yapımı büyük yankı uyandıran Baracke’de Türk oyuncuların rol alması.
Tiyatro, isminden de anlaşılacağı üzere bir baraka. Berlin’in ünlü Deutsches Theater’in yeniliklere açık sahnesi. Genç yönetmen Thomas Ostermeier’in Genel Sanat Yönetmenliği’ni üstlendiği tiyatronun küçücük salonundayız. Bu kez sahne tam bir araba tamirhanesine dönüşmüş. Bir yanda çalışması imkânsız görünen eski bir Citroen. Ortada ise kıpkırmızı bir Porsche duruyor. Arabanın çevresinde büyülenmişçesine devinen, elleri yüzleri yağ içinde tamirciler. Sahnenin arkasındaki camlı büyük kapıdan sokaktan gelip geçenleri izliyoruz. Bazen de sokaktakiler durup içeriye bakıyor. Yağmurdan sırılsıklam olmuş bir adam giriyor içeri. Fakat tamirhanedekilerden biri bile dönüp bakmıyor. İçeri giren Alman yazar Klaus Klaus Suzuki’yi görmek istediğini söylüyor. Bizimkiler ise ona beklemesi gerektiğini söyleyip eline bir çay tutuşturuyor.
Türklerin tavırlarını garipseyen Klaus çalan müziği dinleyip çevreyi incelerken tamirciler dışarı çıkıp ondan tamirhaneye göz kulak olmasını istiyor.
Tamirciler kendi aralarında Türkçe olmayan garip bir dille konuşuyor. Ortamın ve insanların farklılığından şaşkına dönen yazar, oyunun sonunda nedensiz yere bir başka Alman’ı Türklerden birinin hediye ettiği bıçakla öldürüyor. Tamirhaneye adım attıktan sonra bütün değerleri, düşünceleri allak bullak olan ve iç dünyasında yaşadığı karmaşanın sonucunda cinayet işleyen Klaus rolündeki Falk Rockstroh’in büyük bir başarıyla oynadığı oyunda Cem Sultan Ungan, Aykut Kayacak, Adnan Maral, Metin Tekin, Tuncay Gayfıanal, Şükriye Dönmez ve Andre Szymanski rol alıyor.
Absürd bir oyun ‘Suzuki’. Absürd ve bir o kadar etkileyici. Yazar Şipenko, Alman mentalitesinden, insanların iç dünyasına gereken önemi vermemelerinden yola çıkarak bu oyunu yazdığını söylüyor. Almanya’nın ruhsuz bir ülke olduğunu savunuyor. “Oyunumda Türkler arabayla oynayan çocuklar. Ve ben onlar için başka bir Türkçe yarattım. Oyunu yazar Klaus’un gözünden yazdım. Türkçe bilmediği için konuşulanları ‘kürdi mürdi’ diye işitiyor.” Oyunculardan Aykut Kayacık, provalar sırasında, pencerenin dışında, yani sokakta oynanan bıçaklama sahnesi sırasında yoldan geçen bir Alman’ın polise haber vermesiyle ambulans ve polislerin geldiğini anlatıyor.

Sibel Arslan Yeşilay RADİKAL 28.6.1998

http://www.radikal.com.tr/1998/08/03/kultur/03sar.html

Bu yazı 1998-1999 kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir