DENİZDEN GELEN KADIN

 

DENİZDEN GELEN KADIN   

 

“Amerika’da genellikle naturalist tiyatro yapılıyor. Seyirci rahatına düşkün. Seyircinin istediği tek şey sahnede izlediği durumlarla özdeşleşmek. Herşeyi  hazır ve paketlenmiş olarak almak istiyor. Ama bence ideali seyricinin tiyatrodan çıkarken hala izlediği oyunu düşünmesi ve soru sormaya devam etmesidir “ diyen tiyatro dünyasının dev ismi Robert Wilson bu yıl da Tiyatro Festivali’nin konukları arasında yer alıyor. Üstelik kısa bir süre önce ilano’da prömiyeri yapılan son rejisi “Denizden Gelen Kadın”la.  ‘Performans’ ile opera karışımı yapıtlarını ‘opus’ olarak nietelendiren amerikalı yönetmen  postmodern tiyatronun temsilcisi. Geleneksel edebiyata dayalı tiyatro anlayışına karşı müzik, resim, dil,dans ve mimarinin bileşimiyle tiyatroda çokanlamlılık yaratma peşinde. Wilson, çok önem verdiği ışık ve ses rejisiyle, yavaşlattığı, neredeyse otisitk izlenimi veren hareket akışıyla dilin fonda bir gürültü olarak yer aldığı  yeni bir tiyatro anlayışına imza  attı. Resim ve mimari öğrenimi gören Wilson için önemli olan tiyatroda mekansal yapı ile  bedensel anlatım ve çağrışımlara dayalı bir  ‘dil’ oluşturmak, bütün sanat dallarının kullanıldığı bir yapıt yaratmak

   Robert Wilson’ın  izleyiciyi soru sormaya ve yorum yapmaya iterken müthiş bir görselliğin ağır bastığı sahne diliyle ilk kez on yıl önce Berlin’de tanışmıştım. Schaubühne Tiyatrosu’nda Virginia Wolf’un “Orlando”sunu tek kişilik oyun olarak sahneye aktarmıştı. Almanya’nın en başarılı kadın oyuncularından Jutta Lampe’nin kusursuz biçimde  yorumladığı “Orlando”, Wilson’ın olağanüstü dekoru, müziği, ışığı ve rejisiyle seyirciyi çeşitli yüzyıllar arasında, çeşitli ülkelerde gizemli bir yolculuğa çıkarıyordu. Sahnede teknolojiden sonuna kadar yararlanırken izleyiciye bunu farkettirmeden hem yalın hem de son derece görkemli bir tiyatro şöleni sunan Wilson ilk kez iki yıl önce “Persephone” adlı yapımla Tiyatro Festivali’nin açılışını yaptığında belki de hala “Orlando”nun etkisinde kaldığımdan biraz düşkırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Ancak geçen yıl İstanbul’da verdiği  “Çalışmalar 1967-95” başlıklı gösteri-konferansla karizmasını ve sanatını gözler önüne sermişti. Mayıs ayı başında Berlin’de izleme fırsatı bulduğum ve Brecht’in 100. Doğumyıldönümü nedeniyle Berliner Ensemble’da sahnelediği “Okyanus Üzerinde Uçuş”ta Brecht, Heiner Müller ve Dostoyevski’nin kısa metinlerinden yola çıkarak tiyatroda görselliğin sınırlarını zorlayan görkemli tabloları ve, mükemmeliyetçi oyuncu yönetimiyle salondaki tüm seyiriciler gibi ben de büyülenmiştim.

    Festivalde izleyeceğimiz “Denizden Gelen Kadın” İbsen’in diğer oyunlarına oranla pek ender sahnelenen metinlerinden biri. Şimdiye dek gerçekleştirilen önemli sahnelemelerinden birinde hafif alaycı bir yaklaşımla, diğerinde ise anarşist-soytarımsı bir evlilik öyküsü olarak yorumlanmıştı. Çocukluğu denizde geçen ve iki çocuklu bir erkekle evlenen Ellida’nın  açık denizlere ve yıllar önce tanıştığı bir yabancıya olan tutku ve özleminin elel alındığı metin Susan Sontag’ın uyarlamasında  bazı  oyun kişileri çıkarılarak 17 sahneye bölünmüş. Bir denizkızı gibi bütün gününü denizde geçiren Ellida’ya üvey kızları hırçın davranmaktadır. Bütün hayali evliliği nedeniyle tutsak olduğu fyorddan uzaklaşıp açık denizlere gitmek olan Ellida’nın karşısına birgün aniden çıkıveren Yabancıondan kendisiyle gelmesini ister. Kocası uzun bir tereddütten sonra Ellida’ya seçme özgürlüğü tanır: ya kocasıyla kalıp eski yaşamını sürdürecektir ya da hiç tanımadığı bir yabancıyla bilmediği bir dünyaya doğru yola çıkacaktır. Ancak yaşamında ilk kez elde ettiği karar verme özgürlüğü Ellida’nın kocasını seçmesine neden olur. Ibsen’in burada bitirdiği oyununa Sontag bir başka final sahnesi ekleyerek sona erdiriyor Ellida’nın öyküsünü.

   Wilson’ın Susan Sontag’ın uyarlamasından yola çıkarak gerçekleştirdiği en yeni rejisini büyük bir heyecan ve merakla bekliyoruz. Acaba bu kez nasıl bir ustalık sergileyecek Wilson, perde açıldığında  19. Yüzyılın Norveç’inden nasıl bir manzara  kucaklayacak bizi, hangi görsel zenginliklere yelken açacağız “Denizden Gelen Kadın”ın rehberliğinde?. 

 

Sibel Arslan Yeşilay RADİKAL 30.05.1998

Bu yazı 1998-1999 kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir