Ülkemizde sahnelenen tek Fassbinder oyunu

FASLI ALİ , TEMİZLİKÇİ EMMİ VE DİĞERLERİ 

    60 yaşlarındaki Emma yağmurlu bir havada yabancı işçilerin müdavimi oldukları bir meyhaneye girer ve orada genç bir Faslı işçiyle tanışır. Bu tanışmadan sonra yaşlı kadın ile Faslı işçinin yaşamları değişir. Biri Almanya’da çalışan yabancı işçi, diğeri de temizlikçi olarak  toplumda horgörülen bu   yalnız ve sevgisiz iki  insanın yakınlaşması  çevreleri tarafından olumsuz karşılanır. Ilk bakışta insana pek orijinal gelmeyen, biraz da zengin erkek- yoksul kız aşkını ele alan yapıtları anımsatan bu konu  kısacık yaşamına  50 kadar film, 17 tiyatro oyunu ve birçok radyo oyununu sığdırmayı başaran Rainer Werner Fassbinder’in  elinde,  toplumdan dışlanan, ezilen insanların kimlik arayışlarını, ‘normal’ ölçüleri dışında kalan -bırakılan- , ‘öteki’lerin konumlarını sıcacık bir dille yansıtan  bir yapıta dönüşüyor.

    Istanbul Şehir Tiyatroları’nda sergilenen “Diğerlerinin Adı Ali” Fassbinder’in 1974 yılında Cannes FIlm Festivali’nde ödül kazanan, “Korku Ruhu Kemirir” adlı filminden uyarlanmış. Sibel Arslan Yeşilay’ın türkçeye çevirdiği oyunun yönetmeni Serra Yılmaz.

Başrollerini Celile Toyon ile Can Başak’ın paylaştığı oyun, Ali ile Emmi arasındaki ilişkiden yola çıkarak iki yalnız insanla çevresindekilerin çatışmasını ve ırkçılığı son derece naif, ancak bir o kadar da vurucu bir biçimde ortaya koyuyor.

Faslı işçinini asıl adı El Hedi Ben Salem Mübarek Muhammed Mustafa. Ancak herkes ona Ali diyor. Ne de olsa toplumda bir “yabancı” o.  Bütün esmer tenli “kara kafalı”lara kısaca Ali denebilir. Üstelik Ali de bu durumu kabullenmiş, bozuk almancasıyla “Herkes Ali diyor, ben de Ali oluyor” diye açıklıyor durumu.  Belki de Emmi’yi sevmesinin nedeni, Emmi’nin ona ilk kez insanca yaklaşan biri olması, onu küçümsemeyen tavrıdır.

   Yaşamı gündüzleri çalışıp akşamları aynı meyhanede içki içmekle geçen Ali, Emmi’yle birlikte, kendilerini dışlayan, aşağılayan topluma karşı bir dayanışma örneği sergiler, toplumun tutumu onları birbirlerine yakınlaştırır. Tek başlarına karşı çıkmaya güçlerinin yetmediği genelgeçer kurallar ve önyargılarla ancak birbirlerine destek olarak savaşırlar. Yine de  Emmi  toplumun dayattığı önyargılardan tümüyle arınmış değildir. Ali’yi bir zamanlar Hitler’in yemek yediği bir lokantaya götürür, Ali’yi iş arkadaşlarına yeni aldığı bir eşya gibi gösterir, zaman zaman ona Almanya’da yaşamanın kurallarından söz eder vs.

    “Diğerlerinin Adı Ali” de Fassbinder ele aldığı temayı iyi-kötü, siyah-beyaz karşıtlığı içinde ele almayıp kahramanlarının kişiliklerindeki çelişkileri de büyük bir ustalıkla ortaya koyuyor. Serra Yılmaz’ın  ilk yönetmenliğinde  yalın, akıcı ve içten bir  yorumu  tercih ettiği gözleniyor. Ali ile Emmi arasındaki ilişkinin naifliği, çevrenin buz gibi soğuk ve çıkarcı tutumu abartısız bir biçimde yansıtılıyor. Ali rolünde Can Başak, ezikliğini, sürekli yüzüne vurulan yabancılığını,  almanca olarak kendini tam olarak ifade edememenin sıkıntısını, bir yere ait olamamanın hüznünü sürekli öne eğdiği başı , içe kapanık duruşu  ve tavırlarıyla başarıyla yansıtıyor. Celile Toyon, çocuklarının, iş arkadaşlarının ve dedikoducu komşularının ancak çıkarları olduğunda iyi davrandıkları Emmi’de,  sevgi dolu, anaç tavrıyla  etkileyici bir oyunculuk sergiliyor.

   Abartıdan uzak, son derece yalın ve etkileyici bir biçimde sergilenen “Diğerlerinin Adı Ali”   zaman zaman gülüp zaman zaman hüzünleneceğiniz, insan ilişkileri hakkındaki düşüncelerinizi yeniden gözden geçirmenizi sağlayacak bir oyun.

Eşcinselliği yüzünden kendisi de en az Emmi ve Ali kadar dışlanmış olan Fassbinder’in, -bir Almanın- gözünden Alman toplumundaki  katı, soğuk , duyarsız ve çıkarcı  insan ilişkilerini , keskin bir dille eleştiren bir yapım.

RADİKAL, 18.1.1998

Toplu Oyunları 1, Rainer Werner Fassbinder, Korku Kemirir Ruhu (Diğerlerinin Adı Ali), Kahvehane, Kerhaneci (Katzelmacher)  MitosBoyut, İstanbul, 2002

—————————————————————————————————————————————————————-

Rainer Werner Fassbinder  fassbinder-kitap

31.5.1945 Bad Wörishofen’de (Bavyera) doğdu. Anne-babası boşandıktan sonra annesiyle yaşamaya başladı. 

1961-63 Lise öğrenimini yarım bırakıp Köln’de emlakçılık yaptı.

1963-66 Münih’te Firdl Leonhard Studio’da oyunculuk eğitimi gördü. Burada Hanna Schygulla ile tanıştı.

1966-67 “Kent Gezginleri” ve “Küçük Kaos” adlı ilk kısa filmlerini çekti.

1967-68 Münih’teki “Action Theater” grubuna katıldı. Burada “Leonce ile Lena”yı, ardından kendı yazdığı “Kerhaneci” oyununu sahneledi.

1968 Alışılmışın dışındaki film, sahne ve televizyon çalışmalarıyla ilgi uyandıran “antiteatr” grubunun kurucuları arasında yer aldı.

1969 İlk filmi “Aşk Ölümden Soğuktur” fazla ses getirmedi. İkinci yönetmenlik çalışması olan “Kerhaneci”nin sinema versiyonuyla iki ödül birden kazandı. Antiteatr dağıldı.

1970 Bir yıl içinde “Kahvehane”, “Whity”, “ Niklashaus Yolculuğu”, „Amerikan Askeri“, „Kutsal Fahişeden Sakın“ ve „İngolstadt’ın Öncüleri“ filmlerini çekti. Ayrıca sahneleme, uyarlama ve iki radyo oyunu çalışmasını da aynı yıl içinde gerçekleştirdi.

1971 „Dört Mevsim Satıcısı“ filmini çevirdi.

1972 „Sekiz Saat Bir Gün Değildir“ adlı diziyi çekti. Başrolünü Hanna Schygulla’nin oynadığı dizi tartışmalara yol açtı ve ancak beş bölüm çekilebildi.

1973 Yaşlı bir temizlikçi kadınla genç bir Faslı işçi arasındaki aşkı anlatan „Korku Kemirir Ruhu“ filmi büyük yankı uyandırdı. Aynı yıl Theodor Fontane’nin romanı „Effi Briest“i filme çekti. Film Berlin Film Festivali’nde büyük bir başarı kazandı.

1974-75 „Küster Ana’nin Cennete Yolculuğu“,“Oysa Tek İsteğim Beni Sevmeniz“ filmlerini çekti. Frankfurt’taki Theater am Turm tiyatrosunun sanat yönetmenliğini üstlendi.

1976-78 „Çöp, Kent ve Ölüm“ oyunu tartışma yarattı.“Çin Ruleti“ ve „Despair“ filmleriyle Almanya dışında daha geniş bir seyirci kitlesine ulaşmaya çalıştı.

1977 New York’ta 12 filminin gösterildiği Fassbinder Festivali  düzenlendi. New York Times tarafından “Batı Avrupa’nın en orijinal, en üretken, en yetenekli sinemacısı” olarak nitelendirildi.

1978 “Onüç Aylı Bir Yılda” filmini yönetti. “Maria Braun’un Evliliği” filmiyle büyük başarı kazandı ve ödüller aldı.

1980 Alfred Döblin’in romanından yaptığı “Berlin Alexander  Meydanı” filmiyle en büyük düşünü gerçekleştirdi.

1981 Şarkıcı Lale Andersen’ın anılarından yola çıktığı “Lili Marleen” seyircinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. İlk belgesel filmi “Trans Halinde Tiyatro ”yu çekti.

1982 “Veronika Voss’un Özlemi“ filmi Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü alarak Fassbinder’in kazandığı son başarı oldu. Son projesi ise Jean Genet’nin romanından uyarladığı “Querelle” filmi oldu.  10 Haziran’da Münih’te öldü.

 

Bu yazı Çeviriler, Çeviriler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir