| ERNST WEISS VE “GÖRGÜ TANIĞI” | |
|
“Görgü Tanığı” Ernst Weiss’in 1938 yılında tamamladığı ve ancak ölümünden yıllar sonra 1963 yılında yayımlanabilen romanı. Yazarın tamamlanmış son romanı olan “Görgü Tanığı” aynı zamanda Türkçeye çevrilen ilk yapıtı olma özelliğini taşıyor. Weiss’in Paris’te sürgündeyken bir yarışma için yazdığı ve daha sonra kaybolan , onbaşı Hitler’İn yaşamının pek bilinmeyen bir kesitini ele alan bu romanı, yazıldıktan 25 yıl sonra ilk kez yayımlandığında büyük sansasyon yaratmıştı. “Roman Kahramanı Olarak Adolf Hitler” ve “Büyük Edebi Keşif” başlıklarıyla yazılara konu olan yapıt, bir doktorun çocukluktan itibaren yaşam öyküsünü anlatırken Birinci Dünya Savaşı ve Nazizm dönemini ekonomik bir dille ortaya koyuyor. Naziler tarafından aranan ve ölüme itilen yazarın, son yapıtında olayların dışında durmayı yeğlemesi ve Yeni Demokrasi’de de, o yıllarda aynı isimle almancaya çevrilen Alain Robbe-Grillet’nin “Görgü Tanığı” adlı yapıtıyla karıştırılmaması için orijinal ismiyle yayımlanma hakkını bulamamış olmasını anlamak güç. 1940 yılında Almanların Paris’e girdiği gün yaşamına son veren yazarın, basımını göremediği romanı, ironik bir biçimde , Weiss’in en başarılı, en çok yabancı dile çevrilen yapıtı oldu. Weiss onbaşı Adolf Hitler’i konu alan romanında onun dünyayı etkileyen gücünün oluşum sürecini ortaya koyar. Weiss’in roman kahramanı –çoğu yapıtında olduğu gibi- doktor, ben-anlatı formunda kendi yaşamöyküsünü anlatır. Alman oluşum romanı( Bildungsroman) geleneğini sürdüren yapıt, Hitler’İn Birinci Dünya Savaşı sırasında geçirdiği görme kaybını ve mucizevi tedavisini, Hitler’in küçük topluluklardan başlayarak gitgide geniş halk yığınlarını etkileme gücünü bir bilim adamı nesnelliğiyle aktarıyor. Romanın akışı içinde Hitler yandaşları ve ona yardım edenler , romanın başkişisinin yazgısıyla çok yönlü biçimde birbiriyle sımsıkı kenetleniyor. Ele aldığı konunun yaratacağı sorunların bilincinde olan Weiss 1939 yılında yakın dostu Stefan Zweig’a şunları yazmıştı: “ Romanımın konusu öylesine sorunlu ki, böyle güncelliği olan ve yaşayan bir kişiyi betimlerken cesurca davransam bile , kaçınılmaz olarak tarihle çelişkiye düşeceğim. Bir yazar, yarattıklarının hakimi olarak bu güçten mahrum ediliyorum. Ben yalnızca Hitler’den bir epizod yapabilrim. Belki önemli ve her şeyi aydınlatacak bir epizod, ama hepsi bu. Eğer Hitler’e karşı bir mücadeleyi yansıtmak isteseydim, bir doktoru değil, politik bir insanı ya da sıradan bir vatandaşı roman kahramanı yapardım.Benim ele adlığım şekliyle başkişi en fazla açıklanmaması gerekeni açıklamak için mesleki gizlilik ilkesini yıkabilirdi ki, bunun da olayların akışını değiştirebileceğini pek sanmıyorum.” “Görgü Tanığı” romanın kaynağı hakkında öne sürülen düşüncelerden biri, yazarın Pasewalk askeri revirinde Hitler’in görme kaybının tedavi edildiğini yakın kaynaklardan öğrenmiş olduğuydu. İkinci iddia ise , 1918 yılında Pasewalk’te Hitleri tedavi eden Psikiatrist Edmund Foster’la Paris’te tanışıp, bu konu hakkında ayrıntılı bilgi edinmiş olmasıydı. Romanın en önemli özelliği , roman “kahramanı” doktorun, en önemli yaşantısından – hasta Hitler’in karşısına doktor olarak çıkmasından- yola çıkarak histerik körlüğe yakalanan çok azimli bir insanın olağanüstü bir çabayla yeniden sağlığına kavuşturulmasına koşut olarak tıbbi hümaniteyle en vahşi iktidar hırsı arasındaki çarpışmanın yansıtılmasında yatıyor. Üstelik Weiss’İn, bunları yazarken kişileri siyah-beyaz karşıtlığı içinde ele almayıp, bu “cehennem zebanisi”ni anlamaya yönelik çabaları ve “kahraman”ın Hitler’in müthiş etkileyiciliği altında ezilmeyip, gözlemlerini bilim adamı nesnelliğiyle dile getirerek, kendisinin ülkesinden kaçıp çeşitli ülkelerde yaşamak zorunda kaldığı olayları, bir dış göz, bir “görgü tanığı” olarak ifade edebilmesi yapıtın değerini ortaya koyuyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan İspanyol İçs avaşına dek uzanan zaman dilimi içinde , Doktor’un gözünden bir dönemi yansıtan “Görgür Tanığı”nın yazarı için dostu Franz Kafka “olağanüstü bir yazar” tanımını yapar. Thomas Mann’a göre ise Weiss “yeni anlatı sanatının en güçlü yeteneğidir”. Stefan Zweig’in yazara ilişkin değerlendirmesi ise şöyle: “Weiss’İn yapıtlarındaki ortak nokta ,onun yaşamı yalnızca bir ders olarak değil, dopdolu ve biçimlendirilmiş izlenimlerden oluşan, saygı ve hayranlık uyandıran bir olgu olarak ele almasıdır.”
SİBEL ARSLAN YEŞİLAY ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Ernst Weiss, 20.
yüzyılın ilk yarısında yaşamış ve Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının
acılarını yakından tanımış bir yazar. 1940 yılında Almanların Paris'e
girmelerinin ardından intihar eden Ernst Weiss'in bu romanının, öteki
başarılı romanlarıyla ortak özelliği, özyaşamöyküsel öğeler içermesi.
Romanın başkişisi olan genç doktor, Birinci Dünya Savaşının sonlarına
doğru, kendisine getirilen bir hastayı tedavi ediyor. Gaz zehirlenmesi
sonucu görme kaybına uğradığını öne süren, aslında ruhsal bozukluk
nedeniyle körleşen bu kişi, geleceğin diktatörü Adolf Hitler'dir.
Başarılı bir tedavi uygulayan genç doktor, bilmeden geleceğin
diktatörünün yolunu açmış olur. Ben-anlatıcı olarak kendi yaşamöyküsünü
anlatan bu doktor, gerçekten romanın başkişisi midir, yoksa bir başka
kişinin ürkütücü değişimini izleyen ve ona tanık olan bir Görgü Tanığı
mıdır? Adolf Hitler'in minnet duyması gereken kişi midir, yoksa bütün
Avrupa, hatta dünyanın yarısı gibi, onun kurbanı mıdır? Gerçeğe dayanan
bir kurmacayla sunulan bu roman, Hitler yönetiminin, daha ilk yıllarda
başlayan acımasız ve haksız uygulamalarını yaşamaya katlanamayan bir
gencin gözüyle bir dönemi geniş bir görüş açısı içinde sunan çok
başarılı bir çalışma. Görgü Tanığı, Ernst Weiss, çeviren Sibel Arslan, Can Yayınları, İstanbul, 2002 |
|