|
ÇARPICI BİR “NORA” YORUMU Berlin Schaubühne yapımı İbsen’in “Nora”sı özellikle yönetmen Thomas Ostermeier’in çarpıcı yorumu ve başrol oyuncusu Anne Tismer’in parlak performansıyla öne çıkan bir yapım
Henrik Ibsen’in kadın haklarını savunan naturalist
oyunu “Nora” Berlin Schaubühne yapımı olarak Thomas Ostermeier’in
rejisiyle 14. Uluslar arası İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirci
karşısına çıkıyor. Ibsen, Alman sahnelerinde sık sık boy gösteren bir
yazar. Çeşitli tiyatro festivallerinde “John Gabriel Borkmann”,
“Denizden Gelen Kadın”, “Yapı Ustası Solness” ya da “Bir Halk
Düşmanı”nın son derece renkli sahnelemelerini izlemiştim. Geçen yılki
Berlin Tiyatro Festivali’nde ise biri Ostermeier’in diğeri başka bir
genç yönetmen olan Stephen Kimmig’in başarılı “Nora” yorumları adeta
birbiriyle yarışıyordu. Üstelik Nora rolündeki iki oyuncu yorumlarıyla
festivalde ödül aldılar. Schaubühne’nin genel sanat yönetmeni Thomas
Ostermeier , daha çok genç yazarların metinlerini sahneye taşıyan bir
yönetmen olarak klasik bir oyun olan “Nora”da büyük bir başarıyı
yakaladı. Festivaldan festivale koşan, başrol oyuncusu Anne Tismer’e başta Yılın Oyuncusu olmak üzere birçok ödül kazandıran, son olarak Avusturya’da “Nestroy” ödülü alan “Nora”nın başarısının sırrı nedir diye soracak olursak, cevabı sanırım, Ibsen’in 1879’da yazdığı metnin sahnelemede içeriğinden bir şey kaybetmeden günümüze taşınmış olması, oynandığı yıllarda yarattığı şok etkisini ve sarsıcılığını günümüz estetiğini yansıtan bir tiyatro diliyle yaratmasında yatıyor. “Nora” oynandığı yıllarda kahramanının kendi yolunu çizmek için kocasını ve çocuklarını terk edip gitmesiyle büyük yankılar uyandırmış, hatta İbsen tiyatro yönetimi tarafından oyunun sonunu değiştirerek Nora’nın evde kaldığı bir final yazmaya zorlanmıştı. Çok farklı bir final Ibsen oyunu ilk kaleme aldığında kahramanı Nora’yı oyunun sonunda intihar ettirmişti. Metne son şeklini verdiğinde ise Nora sadece evden çıkıp gidiyordu. Ostermeier’in 21. yüzyıla taşıdığı yorumunda ise Nora, Lara Croft’luğa soyunduğu son sahnede farklı bir finale imza atıyor. Birçokları 19. yüzyılda kadının toplumdaki rolünü tartışmaya açan bir oyunun bugün için geçerliliği olmadığını savunabilir. Ancak Ostermeier’in rejisi böyle düşünenleri hayal kırıklığına uğratacak. Çünkü Ostermeier “Nora”da temayı kadının kimlik mücadelesi olarak ele almamış, burjuva toplumunda aile ve evlilikteki ilişkileri psikolojik bireysellikten simgesel toplumsallığa uzanan geniş bir yelpaze içinde işlemiş. Bunu yaparken bir yandan psikolojik gerçekçi bir anlatımı tercih ederken, öte yandan da bu gerçekliği kabusa ve groteske kadar zorluyor. Üstelik televizyon dizilerinden aksiyon filmlerine, pop kültürüne kadar günümüzün estetik öğelerinden akıllıca yararlandığı sahnelemede hareketli, tempolu, bol sürprizli çarpıcı bir atmosfer yaratıyor. Jan Pappelbaum’un tasarımı olan dekorda ortasına kocaman bir akvaryumun bulunduğu lüks ve şık bir salon ile evin diğer odalarına, antreye çıkan basamaklar hem Nora ile Helmer’in yaşam standartlarına dair ipuçları verirken, hem de sahnelemede oyunculara müthiş oyun olanakları sunuyor. Nora modern hapishanede Ostermeier, oyunu ekonominin etkisi altında belirlenen karıkoca ilişkisi temeline oturtuyor. Ekonominin yasalarına göre belirlenen yaşam biçimleri ve beden ölçüleri, marka giysiler, tasarımcı elinden çıkma evler vs. Böylece kocasının ‘minik sincabı’, ‘tarla kuşu’ Nora’nın bebek evi çıkışı olmayan bir multimedya hapishanesine dönüşüyor. Sahnede Anne Tismer’in canlandırdığı çağdaş Nora, son derece cool, istediği her şeye sahip genç, modern bir kadın. Kocası kariyer yapıyor, o da toplum içinde eşinin yanında kendini gösteriyor.“Nora” Anne Tismer’in oyunculuk gösterisi ve festivalde ilk kez karşımıza çıkan Thomas Ostermeier’in rejisiyle tanışmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir yapım. Radikal Tiyatro Festivali Eki, 17 Mayıs 2004 |


