Torun İstiyorum

Yazan:Thomas Jonigk
Çeviren: Sibel Arslan Yeşilay
(4 Kadın- 3 Erkek)
 
“Sana bir kız buldum!” diye sevinçle bildirir anne oğluna. Epeydir oğluna bir aile kurması için baskı yapmaktadır. Delikanlı boşuna bir sürü bahane sıralar evlenmemek için. Sonunda köşeye sıkışınca dilinin altındaki baklayı çıkarır: “ Senin küçük erkeğin küçük erkekler yapmayacak. Çünkü o erkeklerden hoşlanıyor.”
 
Yine de oğlunu Anne-baba-çocuk kutsal üçgenine dahil etmek için elinden geleni yapar anne. Hafif silahlarla donanmış olarak savaşır iki taraf. Delikanlı hem annesiyle savaşır, hem de abisiyle,  sosyoloji öğrencisi şişman gelin adayıyla ve onun nemfoman teyzesi ve rahiple. Kurbanlar ve cellatları hakkında bir oyun değil bu. Yalnızca , biri sistemin dışına çıktığında neler olur, sorusunu ironik bir dille irdeliyor.
  
Anne’nin tek isteği oğlunu evlendirmek ve torununu kucağına almaktır. 27. yarıyılını okuyan sosyoloji öğrencisi olan oğlu ise kendi cinsine ilgi duymaktadır . “bilinmedik üreme nesnesi”nden korkmaktadır. Annenin uyguladığı bütün baskı metotları boşunadır.Yobaz katolik rahip Maria (Meryem) adlı epeyce şişman bir kızı gelin adayı olarak getirir. Oğul ailenin baskısından kurtulmak için çocuksuz bir evliliğe razı olur.Ama anne  “ailedeki torunsuzluğa bir son vermek” te ısrarlıdır. Oğlan umutsuzlukla içinde elektrikli bıçağı eline alır.
 
Thomas Jonigk bu oyunla 90’lı yılların yeni-absürd tiyatrosunun önemli temsilcileri arasına giriyor. Alman toplum yapısının klişelerini kullanarak aileyi grotesk bir biçimde burjuva cehennemi olarak çiziyor. 
Oyun ilk kez 1994’te sahnelendi ve 1995 yılında Mülheim Festivali’nde yılın en iyi oyununa aday gösterildi.
 
Genç Alman Yazarları 1

Torun istiyorum, Thomas Jonigk, çeviren Sibel Arslan Yeşilay,  Mitosboyut Yayınları, İstanbul,2002

-----------------------------------------------------------------------------------------

Thomas Jonigk’e Dair

1966’da Eckernförde’de doğdu. Üniversite eğitiminden sonra "Theater Affekt" adlı özel tiyatrosunu kurdu.

Yazarlığın yansıra yönetmenlik de yapan Jonigk, 1997-1999 yılları arasında "Wiener Schauspielhaus"’ta başdramaturg olarak çalıştı.

Aldığı birçok  ödülün yansıra 1995 yılında Theater Heute dergisi tarafından yılın genç oyun yazarı seçilen Thomas Jonigk halen serbest yazar olarak Berlin’de yaşamaktadır.

Bütün oyunlarında "aile"yi konu alan Jonigk, keskin toplumsal eleştiri içeren oyunlarında aileyi dehşetin, vahşetin, her türlü toplumsal baskının hayata geçirildiği bir burjuva cehennemi olarak çizer. Kuşak çatışmaları, cinsel roller arasındaki iktidar savaşları gibi bilinen konuları farklı bir üslupla ve  en keskin eleştirileri bile  son derece eğlenceli bir biçimde yansıtmayı başaran yazarın en önemli özelliği, oyunlarında kullandığı kendine özgü  dil. Baştan aşağı kelime oyunları, ses uyumları, kafiyeli, tumturaklı sözlerle dolu oyunlarında kullandığı günlük yaşamda kullandığımız dilden uzak  yapay dil, aynı zamanda ameliyat masasına yatırdığı burjuva toplumunu sarsma işlevi de üstleniyor.

Oyunları:

Von blutroten Sonnen, die am Himmelszelt sinken(1994),

Torun İstiyorum (1994),

Rottweiler(1994),

Taeter(1999),

Triumph der Schauspielkunst(2000),

Die Elixiere des Teufels(2001)

Radyo Oyunları:

Machtübernahme 1994,

Vaterfrühling (1996)

Libretto:

Heliogabal Salzburg Festivali 2001

Roman:

Jupiter 1999

 

Torun  İstiyorum’a Dair

 Genç yazar Thomas Jonigk "Torun İstiyorum"da  Alman toplumunun klişelerini kullanarak, aileyi grotesk bir burjuva cehennemi olarak çizer.Oyun, oğlunu anne-baba-çocuk kutsal üçgenine dahil etmek için elinden geleni yapan, "ailedeki torunsuzluğa son vermek"te ısrarlı bir annenin bir türlü yola gelmek bilmeyen eşcinsel oğlunu toplumsal sisteme entegre etme çabalarını konu alıyor.

 

  Burjuva aile yapısına ve Hıristiyanlığa keskin eleştiriler getiren "Torun İstiyorum" ilk kez 1994’te Bonn’da sahnelendi, bir yıl sonra Goethe Enstitüsü Özendirme ödülü ile Drama Logue En İyi Yabancı Oyun ödülünü kazandı. Bulvar komedisi öğeleriyle bezeli, ama esprileri ve gerilimi daha çok yazarın dil ustalığından, kelime oyunları ve ses uyumlarıyla bezeli   özgün dilinden kaynaklanan metinde kadın-erkek eşitliği, cinsel roller, Hıristiyanlık, hoşgörü ve özgürlük irdeleniyor.  

 

   "Torun İstiyorum"da yazar, erkeklerin her şeyi istila edip dünyaya hükmettiği, kadınların kendilerini doğurganlık güçleriyle değerlendirdiği, kilisenin güçlünün yanında yer aldığı ve çocukların da olan biteni gözü kapalı kabul ettiği bir dünyayı karikatürize ediyor. Bu dünyada anneler varlık nedenleri dünyaya çocuk getirmek ve düzeni korumak olan değersiz canlılardır. Bu yüzden de anneler, çocuklarına hükmeden, bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle hayatı zindan eden birer canavar olarak karşımıza çıkar.     

 

   Almanya’nın birçok kentinin yanı sıra  Fransa, Hollanda, Rusya, ABD, Finlandiya ve Filipinler gibi ülkelerde  sahnelenen oyun hakkında, oyunu ilk kez sahneleyen yönetmen Stefan Bachmann şunları söylüyor: " Oyuncular metne büyük bir yabancılaşmayla baktılar ilk önce. Farklı bir ritmi olan, aliterasyon ve kelime oyunlarıyla dolu bir dili vardı.  Oyunculuk açısından da belli zorluklar içeriyordu. Oyun kişileri bütün düşüncelerini, duygularını, umutlarını açıkça dile getiriyorlar. Neredeyse iç dünyaları göğüslerine afiş gibi yapıştırılmış ayaklı reklam panoları gibi ortalıkta dolaşıyorlar. Kendi kendilerini analiz ediyorlar.  Yani psikolojik anlamda hiçbir bilinemezlik taşımıyorlar. Ve bu da, bizim gibi psikolojik tiyatro yapan, bir geleneğin içindeki insanlar için tamamen başka bir bakış açısı. Bu yüzden  yeni yaratılacak ve geliştirilecek bir oyun stili isteyen bir metin. Yeni bir oyunculuk tarzı  gerektirdiği için de insanın gözünü korkutuyor tabii."  

 

 ana sayfa