George Tabori 93 yaşında hayata veda etti

“Gitmen gerektiğinde, gitmek zorundasın” sözleriyle hatırlanan ünlü tiyatrocu, çevirmen ve gazeteci George Tabori 93 yaşında hayata veda etti...
Çağımızın en büyük sanatçılarından Goerge Tabori’nin ölümü, tüm dünyada olduğu gibi son yıllarını geçirdiği Almanya’da da büyük üzüntü yarattı. 93 yaşında hayata veda eden Tabori’nin son nefesine kadar çalıştığı Berliner Ensemble Tiyatrosu’nun Yöneticisi Claus Peyman, taziye mesajında Tabori’yi “Erdemli, çocuksu insan, muhteşem bir sihirbaz“ olarak niteledi. Gerçekten de Tabori, yaşadığı acı olaylardan seyirciyi sadece hüzünlendiren değil, güldüren ve düşündüren sanat eserleri yaratmayı başardı.

Yahudi bir aileden gelen 1914 Macaristan doğumlu George Tabori’nin babası ve birçok akrabası, Auswitz Toplama Kampı’nda öldürüldü. Bu yaşadıkları eserlerine de yansıdı. Bunlardan biri de 1996’da Yönetmen Michael Verhoeven tarafından filme çekilen “Annemin Cesareti“ oldu. Ünlü sanatçı bu anı kitabında, 1944’te kendi tabiri ile “hem de bir Alman subayınının yardımı ile Auschwitz’den iki mavi gözle“ kurtulan annesinin hikayesini anlatıyordu.

Macaristan doğumlu Tabori, 1936 yılında Londra’ya kaçarak İngiliz ordusunda muhabirlik yaptı. Bulgaristan ve Türkiye de savaş muhabiri olarak yolunun düştüğü ülkeler arasındaydı. Ardından başlayan Filistin’deki görevi sırasında ilk üç romanını yazdı. Bunun akabinde, 1947’de ABD’ye göç etti. Yeni Dünya, Tabori’ye senaryo yazarlığının kapısını açtı.

Alfred Hitckcock’un yönettiği “itiraf ediyorum“ adlı filmin senaryosu Tabori imzasını taşıyordu. Hollywood döneminde ünlü çağdaşları Thomas Mann, Charlie Chaplin ve birçok eserini sahneye koyduğu Bertold Brecht ile tanışma fırsatı buldu. Başkan McCartthy döneminde kara listeye alınan Tabori, 1950’de New York’a giderek tiyatro oyunları yazmaya ve sahneye koymaya başkadı. Bu arada Brecht ve Max Frisch’in eserlerini İngilizceye çevirdi.

“Bir Casusa Ağıt“ adlı oyununda casusluğu parodisini yaparken, Weisman ile Kızılyüz’de eşinin küllerini vasiyet ettiği yere serpmek için yolan çıkan bir Yahudi tüccar ile kendisini kızılderili zanneden bir Hollywood figüranının karşılaşmasını anlattı.

Tabori’nin Almanya macerası ise 1969’da başladı. Berlin’de sahnelenen Haniballer adlı oyunu Alman seyirciyi şok etti. Oyunda dile gelen toplama kampındaki mahkumların hayalleri ve anılarının yanı sıra hanibalist fantazileri ile bir tabu da yıkılıyordu. İlerlemiş yaşına rağmen sanattan kopmayan Tabori, 60’ların sonunda döndüğü Almanya’da 50 oyun sahneye koydu ve 40 yeni oyun yazdı. Savaş yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan, ülkeden ülkeye dolaşan Tabori’nin eserleri gibi „Ben bir yabancıyım. Benim vatanım bir yatak, bir de bir sahne“ sözü de unutulmayacak.

Kaynak: www.dw-world.de