Aşk-ı Hürrem Polonya'da
Uluslararası II. Miasto Tiyatro Festivali, Kemal Başar’ın yönettiği Aşk-ı Hürrem oyunuyla kapandı ve festivalin en çok alkışlanan yapımı oldu
Sibel Arslan Yeşilay, TARAF, 29.09.2009
Şimdiye dek birçok tiyatro oyununa, Haydn’ın bir senfonisine, operaya, baleye, filmlere konu alan Hürrem Sultan, bu kez Kemal Başar’ın Polonya’nın Legnica kentinde sahneye koyduğu Aşk-ı Hürrem’e konu oldu. Başar, usta besteci Can Atilla’nın Cariyeler ve Geceler, Aşk-ı Hürrem ve 1453 adlı müzik eserlerinden yola çıkarak proje tasarımını, öykü yaratımını ve rejisini yaparak müzik ve dansın ağırlıkta olduğu bir sahne dili yaratıyor Aşk-ı Hürrem’de.
http://www.taraf.com.tr/haber/41497.htm
Hürrem’in yeniçeriler tarafından Ukrayna’dan kaçırılışı, esir pazarında satılışı, hareme kabulü, entrikaları: Gülbahar’la çekişmesi, Süleyman’ın baş hasekisi, veliahtın annesi Gülbahar’ın İstanbul’dan uzaklaştırılması, padişahın en yakını, birlikte büyüdüğü İbrahim’in Süleyman tarafından ölüme yollanması, Can Atilla’nın müziği eşliğinde bale formunda yorumlanıyor. Kanuni Sultan Süleyman ve daha küçücük bir kızken anayurdu Ukrayna’dan Osmanlı askerleri tarafından kaçırılan cariye Hürrem’in hikâyesi, üç kıtaya hükmeden bir adam ve Sultan’ın ona olan bağlılığını kullanarak koca İmparatorluğu yönetmiş bir kadının tutku ve ihtirası görkemli görselliğiyle izleyiciyi etkiliyor.
Aşk-ı Hürrem’in koreografisi aynı zamanda Kanuni’yi yorumlayan Volkan Ersoy’a, sahneyi oryantalist tabloları andıran bir ışıkla giydiren ışık tasarımı devlet tiyatrolarının başarılı tasarımcısı Enver Başar’a ait. Hürrem rolünde zerafetle dans eden Seda Özyalçın’a İbrahim rolünde Özgür Adam İnanç etkileyici danslarıyla eşlik ediyor. Gülbahar Sultan rolünü ise olağanüstü sesiyle izleyiciyi büyüleyen oyuncu-solist Özüm Arkan Ayıtkan üstleniyor. Gösteride Can Atilla sahnede bizleri adeta 16.yüzyıla götüren müthiş müziğini canlı performansla sundu. Genel Koordinasyonunu Cem Görk’ün üstlendiği Aşk-ı Hürrem’de, timpani sanatçısı Yalçın Baygın da vurmalı çalgılarıyla sahnedeydi. Yıllardır kullanılmayan eski bir Yahudi tiyatrosunda sergilenen yapım, mekânın sahne dışındaki bölümlerinin de sahnelemeye dahil edilmesiyle daha büyüleyici bir atmosfer yakalıyordu. Döner sandalyelerde oturan izleyici böylece, oyun mekânın hangi tarafından oynanıyorsa, o yöne dönerek izliyordu. Böylece Ukrayna’dan kaçırılıp köle pazarında satılması sahnesi, tiyatro binasının dehlizlerinde daha gerçekçi görünüyordu. Ya da padişahın sarayın uzun yollarında askerler arasından geçişi, tiyatro binasının balkonundan sahneye uzanan yüksek iskeleler üzerinde gerçekten daha görkemli kılıyordu. Rollerini başarıyla kotaran ana ekibin yanı sıra, Teatr Modjeska’nın 20 genç oyuncusu da yeniçerileri ve cariyeleri canlandırdı.
Yahudilerden kalan sahne
Aşk-ı Hürrem, Legnica Festivali’ne başvuran 50 proje arasından davet edilen 7 yapımdan biri olmasının yanı sıra aynı zamanda Legnica kentindeki Teatr Modjeska ile gerçekleştirilen bir ortak yapım. Henüz prömiyeri yapılmadan çeşitli festivallerden davet alan Aşk-ı Hürrem’in, 2009 ve 2010 yıllarında Romanya’da Babel ve Rusya’daki Kurgan Festivali’ne katılması kesinleşti.
Aşk-ı Hürrem Hayal Sahnesi’nin ikinci yapımı. Hayal Sahnesi Ankara’da, Devlet Opera Orkestrası timpani sanatçısı Yalçın Baygın, Devlet Opera ve Balesi Başdansçısı Volkan Ersoy ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası viyola sanatçısı Bahadır Başabak’ın kurduğu bir sanat okulu. Yapımda yer alan ekip ise Hayal Sahnesi’nde ders veren sanatçılardan oluşuyor. Prömiyeri 20 eylülde Legnica’da yapılan Aşk-ı Hürrem’in mekân seçimi için yönetmen Kemal Başar, Ocak ayında, festivale Litvanya, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İspanya’dan katılan diğer yönetmenlerle birlikte Legnica’ya gitmiş. Şehir konseptli fe
stival için yönetmenler Legnica’nın artık kullanılmayan garnizon binası, eski askeri spor salonu, piyano fabrikası, market deposu gibi kentin farklı geçmişine ışık tutan mekânları dolaşarak kendileri için en uygun mekânları seçerken Kemal Başar da Hürrem Sultan’ın öyküsünü anlatacağı mekân olarak II. Dünya Savaşı’nda Nazi subaylarının yemekhanesi olarak kullanılan, eski Yahudi Tiyatrosu’nda karar kılmış. Bina bir dönem kültür merkezi olarak işlev görmüş. Sosyalizmin yıkılışından sonra ise mekânı korsan videocular kullanmış. Binanın geçmişinden ve mimari yapısının çarpıcılığından etkilenen Başar, doğal dekor olarak kullanacağı iniş çıkışları, merdivenleri, dehlizleri ile tasarladığı dinamik yapıya uygun bulduğu mekânın kentte artık hiç Yahudi kalmadığı için 70 yıldır kullanılmadığını da gözönüne alarak binayı canlandırmak istemiş.
Mekân seçiminden sonra ana kastın provaları koreograf Volkan Ersoy tarafından, Ankara’daki Hayal Sahnesi Stüdyoları’nda yapılmış. Eylül ayında Legnica’daki Eski Yahudi tiyatrosu’nda Polonyalı genç oyuncuların da katılımıyla yapılan yoğun provaların ardından festivalde perde açan yapımın hazırlanma süreci böyle gerçekleşmiş. Kemal Başar, yapıtın Can Atilla’nın müziğine bir saygı gösterisi olduğunun altını çiziyor. Atilla’nın müziklerinin öykülerini biraz derinleştirip, onun yaptığı ana temayı bozmadan, içinde tiyatro, dans, şan, canlı konser bulunan bir sahne gösterisi oluşturmayı hedeflediğini söylüyor. Aşk-ı Hürrem’in festivaldeki her iki gösterisinde de izleyiciden gördüğü büyük ilgiden, dakikalarca ayakta alkışlanmasından sonra, bu hedeflerine başarıyla ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz.












