Mefisto'nun Arkadaşları Ne yaptı?
Şehir Tiyatroları'nda ruhunu Nazilere satan aktörün hikayesi, yani ünlü oyun 'Mefisto' sahneleniyor. Oyunun yönetmeni Ragıp Yavuz, Nazilerle işbirliği yapan Gründgens kadar, halkla buluşup Nazileri engelleyemeyen dönemin aydınlarını da sorgulamak gerektiğini söylüyor.
GÖNÜL KOCA
İSTANBUL - Şehir Tiyatroları, Tiyatro tarihinin önemli metinlerinden birini, ‘Mefisto’yu sahneliyor. Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunun, 18 Ocak pazartesi günü Üsküdar Musahipzade Sahnesi’nde galası yapılacak.
Goethe’nin ‘Faust’undan yola çıkarak Klaus Mann’ın yazdığı, Ariane Mnouchkine’in tiyatroya uyarladığı oyun, mesleki tutkuları uğruna kişiliğini bir zamanlar düşmanı olduğu ideolojiye, nazizme satan Gustaf Gründgens’in gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor. Gründgens, Hitler döneminde Prusya Devlet Tiyatroları Müdürlüğü’ne yükselirken arkadaşları ya sürgüne gönderilir ya da ölüme. Oyun, bir yandan tiyatrocunun ve sanatçının kendisine ve topluma karşı sorumluluğunu tartışırken bir yandan da dönemin toplumsal ortamını gözler önüne serer.
12 Eylül döneminde 1402’lik olup Şehir Tiyatroları’ndaki görevine son verildiği için tiyatroya yurtdışında devam eden bir sanatçı Ragıp Yavuz. 1995’te Türkiye’ye, 1999’da da Şehir Tiyatroları’na dönen Yavuz, bu tarihten itibaren ‘Mefisto’yu sahnelemek için girişimlerde bulunmuş. Her seferinde reddedildiği için bir türlü sahneleyememiş, sadece Orhan Alkaya kabul etmiş ama o da önceliği Ragıp Yavuz’un diğer projesi ‘Marat Sade’a vermiş. Kurumun yeni Sanat Yönetmeni Ayşe Nil Şamlıoğlu ise bu projeyi hemen kabul etmiş. Hatta Ragıp Yavuz’a ‘Mefisto’ için yaptığı dramaturgi çalışmasını da hediye etmiş. Çünkü ‘Mefisto’, Şamlıoğlu’nun da sahnelemeyi çok istediği, üzerinde çalıştığı bir oyunmuş. 
“Sosyal biyografik bir oyun” olarak nitelediği ‘Mefisto’nun kendisi için neden bu kadar değerli olduğunu şöyle anlatıyor Ragıp Yavuz: “Klaus Mann’ın ‘Mefisto’su Goethe’nin ‘Faust’undan yola çıkıp, faşizmi eleştiren bir yapıt haline gelmiştir. Bu yüzden benim için çok değerlidir, sanıyorum Ariane Mnouchkine’in de bunun için ilgisini çekmiş.” Ragıp Yavuz, oyunda bir sanatçının iktidarla işbirliği meselesi kadar ve belki de daha çok ‘diğerleri’nin duruşunu önemsiyor. “Bu oyunda, on ikisi macerayı gerçekten yaşamış, yirmi bir karakter var. Benim derdim Gründgens’in kendisini satmasını eleştirmekten daha çok Gründgens’e alternatifmiş gibi duran diğer bireylerin bu süreçteki siyasal duruşlarını becerebildiğimce eleştirmek.” Ragıp Yavuz, dönemin aydınlarını, siyasetteki başarısızlıkları nedeniyle eleştiriyor. Bu eleştirisinin Türkiye’deki ve dünyadaki aydınlar için de geçerli olduğunu söylüyor.
“Sokakla buluşmayı beceren sokağı örgütler.” diyen Ragıp Yavuz, Hitler’in sokakla buluşmayı becerebilmiş bir siyasal lider olduğunu ama dönemin aydınlarının bunu başaramadıkları için Hitler karşısında etkisiz kaldıklarını anlatıyor. Tabii ki bu eleştirisi Klaus Mann için de geçerli. “Klaus Mann, sürgüne çıkmış, savaş döneminde anti-faşist yazarlar örgütlenmesinin sözcülüğü yapmıştır, bütün bunlar harikulade. Ama acaba Klauss Mann sokakta kaç kişiyle buluşabilmiştir?”
Ragıp Yavuz, oyunun bu yönde bir tartışma başlatmasını diliyor: “Üç saat boyunca bir şeyler anlatmaya çalıştım. Özellikle aydınların izleyip ve günahıyla sevabıyla tartışmasını isterim, inşallah üstü örtülmez.” diyor.
‘Mefisto’, 17 Ocak’a kadar Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde izlenebilir. www.ibb.gov.tr
RADİKAL, 14/01/2010














