|
O D A D A S A V A Ş |
||
![]() |
Yazan.:Martin Walser
|
|
|
PERDE ARALIĞINDAN Robert SCHILD Şalom,24.10.2001 Neleri görelim? Perdeler
yavaş yavaş açılıyor... Geçtiğimiz haftalarda sizlere tanıtmaya
başladığım bazı oyunların ardından, şimdi 2001/2002 mevsimine şöyle bir
kuşbakışı göz atmaya ne dersiniz? Geçen mevsimden bu yana, "Perde"mizi
ancak iki haftada bir açarken, sevgili ağabeyimiz Viktor Apalaçi'nin bir
süredir yurt dışında olması nedeniyle, bu kez de karşınızdayım.
İsterseniz, İstanbul sahnelerinde bu yıl göreceğimiz yeni oyunlara şöyle
kısaca bir göz atalım... "Popülist" sahnelerden
Ödenekli tiyatrolar
|
||
|
EVLİLİK BİR OYUN MU? Türk okurların daha çok romanlarıyla tanıdığı alman yazar Martin Walser’in kadın-erkek ilişkilerini ve aile kurumunu ironik bir dille sorguladığı “Odada Savaş” oyunu Türkiye’de ilk defa Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Orhan Alkaya rejisiyle seyirci karşısına çıkıyor. Sibel Arslan Yeşilay Felix: Ne öğrencileri, ne dostları ne de karısı tarafından ciddiye alınan Coğrafya öğretmenidir.Trude: tıp öğrenimi görmüş, ama Felix’le evlenince evkadınlığını seçmiştir. Her ikisi de içten yaralıdır. Görünürde kurallara uygun bir evliliği yirmi yıldır sürdürürler. Felix ile Trude arkadaşları Benno’nun, uğruna karısını terk ettiği yirmidört yaşındaki yeni karısını göstermek için düzenlediği partiye davet edildiklerinde, Felix kıskançlıkla diğer davetlileri de partiyi boykota ikna eder. Sıra karısıTrude’yi de evde kalmak için ikna etmeye geldiğinde evdeki hesap çarşıya uymaz. Evli çift başbaşa kaldıkları gece boyunca 19 yıllık birlikteliklerinin muhasebesini yapmaya başlarlar. İki kişilik bir meydan savaşı kopar. Bu aynı zamanda ilişkide kimin güçlü olduğunu belirleyen bir iktidar savaşıdır. Değişimden korkan, toplum kurallarına sıkı sıkıya bağlı, uzlaşma virtüözü bir alman çiftin evin içinde açtıkları bir iktidar savaşıdır söz konusu olan. Alman yazar Martin Walser’in Türkiye’de ilk kez sahnelenecek olan “ODADA SAVAŞ” adlı oyununun alt başlığı olan “Evli Bir Çift İçin Alıştırmalar” metnini öteki boyutunu açığa vuruyor: toplumsal yaşamda bireye dayatılan roller, aile içi ilişkilerde karı-koca arasında bile sürekli oyun oynanmasını gerektirir. Walser’e göre evlilik, her iki eşin de sürekli olarak rol yaptığı bir oyundur. Çünkü evlilik ancak bu kurmaca yoluyla çekilir hale gelmektedir. Walser’in oyun kişileri sadece rol olduğu gerçeğini bile bile rol yapmayı severler. Öte yandan toplum zaten bireylerden belli rolleri oynamalarını bekler. Bireyler bu rolleri oynarken yaralarını gizledikçe kendilerinden emin olurlar.19 yıllık evlilikleri boyunca ilk defa yaşamlarını ameliyat masasına yatıran çiftin rolle gerçek arasında gidip geldiği birinci perdeden sonra, artık ortayaşlı bir çift olarak karşımıza çıktıkları ikinci perdede ‘oyun’ boyutu iyice ön plana çıkıyor. Ve artık bu oyunlar, ‘oyun’ olduğu, yapmacık olduğu gizlenmeden oynanmaya başlıyor. Walser’İn toplumsal konuları ele alan oyunlarının hemen ardından yazdığı “Odada Savaş” ilk bakışta yazarın toplumsal alandan özel yaşama, daha bireysel alana geçiş yaptığı izlenimi verse de, biraz derine inildiğinde toplumun en küçük birimi aile içindeki ilişkiler bağlamında toplumun görünmez gücü de ağırlığını hissettiriyor. Coğrafya dersinin zorunlu ders olmayışının Felix’te aşağılık kompleksi yaratması, hatta karısının ona “tepeden tırnağa bir Coğrafya öğretmeni” olduğunu haykırarak hakaret etmesi, burjuva toplumunda kariyerin insanın hayatını karartacak kadar önemli oluşunun altını çiziyor. Felix’in “dört odalı mobilyalı cehennem” diye adlandırdığı evi, aslında daha büyük, daha kalabalık bir cehennemin minyatürüdür. Evlilik, diğer toplumsal kurumlar gibi rutinler, kurallar ve takınılan maskelerden oluşur. Arada bir maskeler düşse, kurallar ihlala edilse bile, herşey bir süre sonra eski düzenine geri dönüverir. Martin Walser oyunu ilk önce 1962’de “Coğrafya” adıyla radyo oyunu olarak yazar.Yönetmen Fritz Kortner’in yüreklendirmesiyle oyunun ikinci perdesini yazar. Ve oyun ilk kez Kortner tarafından 1967’de Münih Kammerspiele tiyatrosunda sahnelenir. Oyunun tek perdelik versiyonu ise bir yıl sonra Berlin’de sahnelenir. Daha çok romanlarıyla tanınan Walser’in Avrupa’nın birçok ülkesinde sahnelenen “Odada Savaş”, yazarın en başarılı oyunları arasında yer alır. Trajik bir fars olarak kaleme aldığı metinde Walser çok ilginç, ilginç olduğu kadar da acı saptamalar yapıyor: “Evlilik çok çetin bir savaş. Yok yok bir ameliyat. İki operatör devamlı birbirlerini ameliyat ediyor. Hem de narkozsuz. Durmadan. Ve böylelikle neresine dokununca çok canının yandığını keşfediyorlar.” Ya da: “Tıpkı guguklu saat heykelcikleri gibiyiz. Zeremoni tamam, ama aynı eksen üzerinde birbirmizin etrafında dönüp birbirimize hiç dokunmadan geçip duruyoruz. Evliliğin hakkını vererek.” “Odada Savaş”ın yazarı Martin Walser’e dünya çapında ün kazandırmasının en önemli nedeni,yazarın oyunda tiyatroyla gerçeği, biçimle içeriği ustalıkla birbiri içinde eritmesinde yatar. Evlilikte rol yapmayı ele alan oyun, yazarın ‘aktörlerine’ bıraktığı, birbiri arında kurulan ‘oyun’larla sürekli gelişir. “Odada Savaş” kelimenin tam anlamıyla bir ‘oyun’. Bir burjuva ailesinde bireyin yalıtılmışlığı ve toplumsal rekabet savaşının yıkıcı etkilerini gösteren,hem toplumsal alanda hem de özel yaşamda deforma olmuş bağımlılıkların, insanların açıkyürekli davranmasını imkansız hale getirdiği için oynanmaya devam edilmesi gereken bir ‘oyun’.
|
||
![]() ![]() |
|